Ama bana "ben burdayım" dediler
Sevgi şartlarla koşullara sunulmaz. Sadakatin karşılığı bu olmamalıdır. İniş çıkışlara, kararsızlıklara, uzaklaşmalara rağmen kalırsınız. Ama sizin gerçekten ona ihtiyacınız olduğu an o yoktur... Ve ilk kez şunu hissedersiniz. Sevdiğiniz insanın yanında bile fazlalık gibisinizdir.
Aslında o sizi kaybetmemiştir, sizi her seferinde yavaş yavaş bırakmıştır. Cevapsız kalan mesajlarla, merak bile etmeyişlere, çok hassassın diyerek duygularınızın küçümsediği anlara, çabanızı değersizleştirip sessizliğinizi kabul ettiği her durumda; siz orada biraz daha yok olursunuz.
Neden hiçbir zaman yetemediğinizi, hiçbir zaman onun için tamam olamadığınızı sonradan anlarsınız...
Çünkü mesele yetememeniz değildir. Kendine bile yetemeyen bir insana siz nasıl yeterli olursunuz ki zaten.. Onun ihtiyacı sevgi değildi. Sevginin onun için bir değeri yoktu. O an kendini kandırdı ve sizinle devam ettin ve sen varlığını gerçek sevgi sandın.
Şimdi çok daha net görüyorsunuz değil mi?. O sevilmek istemedi, o sizin yanınızda olmak istemedi. Sadece o an canı ne istediyse onu yaptı. Siz yaptığı şeylerin içinden geldiğini ve onu mutlu hissettirdiğini düşündünüz .O sizin olmadı hiç... Hiç olmak istemedi ki...
Ve en acısı da şudur ki; Sen değişirsin diye beklerken kendiniz değişmeye başladınız. Onun gözünde de biz olmayı beklerken daha az konuşan, daha az isteyen, daha az gülen, daha az hisseden birine dönüştünüz. Her daim yetersiz hissetmenin sonunda siz kendinizden vazgeçtiniz.
***
Senin alana ihtiyacın olduğunu biliyordum. Bunu en başından beri söyledin. Hatta unutmama izin bile vermedin. Ve ben... hep yaptığımı yaptım.
Senin ihtiyaçlarını, kendi ihtiyaçlarımın daha önemli hale getirdim. Uzaklaştığında bunu kişisel almamaya çalıştım. "Stresli olabilir, yoğun olabilir, bunalmış olabilir" her şey olabilir ama "duygusal olarak müsait değil" olamaz değil mi diye kendimi telkin ettim.
Ama sen her sustuğunda , diğer taraftan benim yaralarım uyanıyordu. Senin sessizliğinle benim giderek artan kaygımın arasında... Ben kendi benliğimi kaybettim.
Senin peşinden koşmak veya seni zorlamak gibi bir niyetim hiç olmodı. Sadece seni kaybetmemek için kendimden vazgeçmeyi nasıl bırakacağımı bilmiyordum. Çünkü senin gitmeni istemiyordum. Çünkü sevdim... Gerçekten en içten sevdim.
O yüzden kaldım.
Bedenim " bir şey yanlış" dediğinde kaldım. Göğsüm sıkışırken, zihnim durmadan çalışırken, ne olacak diye beklerken kaldım. En ufak bir şey de bile yük hissetme diye herşeyi sırtlamaya çalışırken de kaldım. Yapayalnız hayatın getirdiği talihsizlikler yüzünden soğuk odalarda zor zamanlar geçirirken de kaldım... Yalnızken çok korktum ama sana bir şey dersem senin korkup gitmenden daha çok korktuğum için tek kelime bile etmeden kaldım.
Sen soğudunda da kaldım. Ve daha anlayışlı olmaya çalıştım.
Ben başka türlüsünü bilmiyordum.
Bedenim aslında çok netti... İçimde bir huzursuzluk vardı. Beklerken geçen uzun anlar...gelmeyen mesajlar... belirsizlik...
Ama ben o sesi susturdum.
"Sorun bende" dedim. "Daha anlayışlı olmalıyım" dedim.
Sen uzaklaştığında seni anlamaya çalıştım.Sen geri geldiğinde ise... rahatladım.
O küçük yakınlık anlarını, bir şeylerin düzeleceğine dair işaret sandım. Dev gibi büyük hissederek kazıdım beynime...
Ve ben...
fazla anlattım,
fazla verdim,
Aslında tek bir umudum vardı:
Eğer yeterince doğru seversem, bir yerde buluşuruz. Ama buluşamadık... Atladığım bir şey vardı çünkü bunu isteyen tek bendim...
Ve ben... tutarlılık istediğim için, soru sorduğum için, netlik aradığım için utandım.
İhtiyaçlarımın "fazla" olduğuna inandım bir süre. Ama şimdi farklı görüyorum.
Ben fazla bir şey istemiyordum. En temel olanı istiyordum:
Orada olmanı.
Dürüstlüğü.
Sözünün arkasında durmanı.
İletişimi.
Benim canımı özellikle incetme niyetin olduğunu düşünmüyorum. Sen sadece bildiğin şekilde baş etmeye çalışıyordun belki de. Sadece ben böyleyim diyerek... Ama bana etkisini bile bile yaptın bunu... Beni paramparça ettiğini bilerek...
Senin mesafen, beni tekrar tekrar aynı yere götürdü:
Terk edilme hissine...
Beni tek bir an incitmedi. Benim canımı o tekrar eden döngü yaktı...
Ve en son darbe kül etti.
Ve ben bunu değiştirmeye çalıştım. Daha çok vererek, daha çok anlayarak, daha çok kalarak...Ama bazı şeyler çabayla değişmiyor.Şimdi kabul ettiğim şey şu:
Ben yakınlık istiyorum. Güven istiyorum. Netlik istiyorum. Senin ihtiyacın ise...
Ve sevgi...
Bu farkı tek başına kapatamıyor. Tek başına severek başarılmıyor. Don kişotlukta bu yüzyılda bir yere kadarmış...
Senin içinde olduğunu umduğum kişinin hiç var olmadığını kabullenmek ve ihtiyaçlarımın bir sorun olmadığını, benim eksik yaptığım bir şey kalmadığını ama tek savaşmanın yetmediğini kabullenmek... İstenmediğini ve sevilmediğini kabullenmek...
İşte en zoru buydu ama kabullendim.
Hala canım yanıyor, hala korkuyorum, hala üşüyorum ama kabullendim...
Bu kadar sevgiyle bile dokunamadığım yüreğe şimdi veda zamanı...

Yorumlar
Yorum Gönder