Ana içeriğe atla

Nitelikli

Lütfen aldığınız gibi bırakınız!

Sevgi dilenilecek bir şey midir? Sevgi dilenmek... Söylerken bile içim acıyor. Bu duruma düşene kadar ne badireler atlatılmıştır da yinede bir gram sevgiye tutunmaya çalışırken bir de bakmışsınız sevginin dilencisi olmuşsunuz. İlişkilerde bir taraf sevgi dilenmeye başladığında karşı taraf bir o kadar zalimleşir. Çok üzücü ve çok yaralayıcıdır. Neden bu denge bu şekilde sağlanmış bilinmez ama adil olmadığı kesin. Onca emeğe, sevgiye , çabaya karşılık yaşanmış olan hayal kırıklığı, kalp acısına bile dayanabilen bir insan hala ama hala elleri kanasada sevdiğine tutunmak için sevgi dilenir hale geliyor. Karşı tarafın ne hissettiğini bilmem çok zor zira ben hiçbir zaman karşımdakini o hale düşürmem. Bu çirkin davranışı nasıl kendilerine yakıştırırlar, nasıl haklı olduklarını içten içe hissederek bir de üstüne zeytinyağ gibi süzülüp ama o da böyle şöyle diye yorum yapabilirler bilmiyorum ama eminim yapıyorlardır.  Ey siz! Karşısındaki insanı hiçe sayıp, önemsizleştirip, ilişkide kendini ...

Tek kişilik

 İlişki iki , ayrılık tek kişiliktir. Ayrılık sürecini ayrıldığımız insanı düşünerek ya da ondan bir hamle bekleyerek atlamak mümkün değildir. Ayrıldığınızda; kabullenme evresinin ne kadar süreceği kişiden kişiye göre değişsede insan yine de içten içe bir mesaj atsın ne bileyim bir aklına geldiğini göstersin istiyor... Ne garip bir paradoks değil mi? Yahu ayrılmışsınız, karşındaki insan seni niye düşünsün ki? Niye mesaj atsın? Niye arasın? Zaten amaç bunları kesmek değil mi? İşte beyin olarak bunu bilebilirsin ama kabullenmek çok zor gelir insana. Ya ben nasıl aklına gelmem? Nasıl bir kere bile mesaj atmaz vs vs. Aramazda, atmazda , aklına belki bir saniye olsun şöyle bir gelirseniz ne ala, onu bile yapmadan hayatına sorunsuz devam eden insan sürüsü o kadar çok ki... Her şeyi kafasında tamamlamış ve bitirmiş olan karşı taraf sizi bir saniye bile düşünmez. Zaten bırakan taraf olmanın avantajı budur. Kafanda zaten bitirmişsindir, o yüzden ayrılma bu taraf için çok daha rahat hatta gayet rahat şekilde ilerler diyebiliriz. 

Diğer tarafı sormayın, ne olur sormayın... O Sezercik filminin duygusal sahneleri misali gözler yaşlı "Noluyor yahu?" "Nasıl oldu bu şimdi?" sorularıyla başbaşadır. Önceleri inanamazsın, kötü bir şaka gibi gelir. Nasıl oldu bu şimdi diye sorar durursun kendine... Sonra yavaş yavaş realite vurur suratına insanın. Kafanızda sürekli geçmişi çevirir durursunuz, neresinden neyi kurtarabilirdik diye. Ya da kurtarılabilir miydi cidden? Bu ihtimal daha az gelir insanın aklına... Genelde hep ilişki şöyle olsaydı , bu böyle yapılsaydı kurtarılabilirdi modunda hikayeler tekrar tekrar başa sarılır ve değişik yaklaşımlarla hep aynı sonuca varılır. İki kişi çabalasaydık olabilirdi...  Zaman geçtikçe bu hikayeler belki azalır, duygular kabullenişe geçmeye zorlanır beyin tarafından ama bu sefer de hırs başlar. Bana bunu nasıl yaptı? Bu nasıl bir davranış? Ben bunu hak edecek ne yaptım? Bu arada atlanan şey sizin bunu hak edecek bir şey yapmanız gibi bir kavramın ortada olmamasıdır. Siz bunu niye hak edecek bir şey yapasınız ki? Niye insan böyle bir şeyi hak etsin? İki insan nasıl birlikte olabiliyorsa gayet normal bir şekilde ayrılabilir tabii ki ama işte ayrılık normal olsada yaşanış biçimi bu durumu kolay bir kabullenişe itmiyor ne yazık ki...  Hele de absürd, haksızlıklarla dolu, bitmemiş, konuşulmamış konular biriktirilerek ayrılık beklenilmeyen bir süreçte "BAM" diye kucağınıza bırakılmışsa... Anlıyorum sizi merak etmeyin. Hepimizin yolları benzer bence. Hep sonsuza kadar ümidiyle başlanan ilişkilerin sonu genelde bu şekilde zor oluyor. Ama insan istiyor yahu değil mi? Kim ilişkiye bitecek diye başlar ki? Ama kendini sonsuza dek sürecek gibi kavramlarla şartlamakta sadece zarar getiriyor insana.O yüzdendir ki ayrılıkları kabullenmek çok zor oluyor.

Çift kişilik olarak başlayan ilişki süreci tek kişilik ayrılık sürecleriyle son bulur... Bu tek kişilik süreçte güçlü durabilen, bilinçli farkındalıkla kendine ders haricinde hiç bir şeyi yük edinmeyen insanlar kazançlı çıkanlardır. Geri kalanlar acılı ve zorlu süreçlerden geçer ama o da bitiyor dostlarım. O da bitiyor. Ayrılık sürecinde bu serüvenin tek kişilik olduğunu bilin olur mu? Ona göre çok yara bere almadan, minimum sıyrıkla kurtarmaya çalışın kendinizi... Benim gibi duygusallara seslenmek boynumun borcu 😊 Ne olur  üzülmeyin, bu da geçiyor.... Zaman; sadece zaman... Derslerinizi alın, ortamdan sessizce uzaklaşın. Hiçbir şeyi de kendinize yük etmeyin. Yaşananlar orda kaldı ve o süreç kapandı. Kendi yolunuzun çiçekli bahçelere çıkması dileğiyle...













Yorumlar

Popüler Yayınlar