Ana içeriğe atla

Nitelikli

Orada olamayışlar...

Belki aldatmadı ya da en azından sen öyle düşünüyorsun ama ona en ihtiyacın olduğu zamanda ortadan kayboldu. Yüzüne karşı yalan söylemedi belki ama bakın belki diyorum yinede suskunluğuyla değerini sorgulattı. Sesini yükseltmedi ama kayıtsızlığı tüm tartışmalardan daha yüksek sesle bağırıyormuş gibi hissettirdi. Sadakat kurallarını çiğnemedi belki(!) ama seni sevmenin bir yük olduğunu sana hissettirdi. Her yara ihanetten gelmez. Arkana baktığında sevdiğinin sis bulutu olduğunu görmek en büyük yaradır. Hepimiz ilişkilerimizde çeşitli roller oynarız ve ilerledikçe öğreniriz. Bazen görürüz ki en acı veren şey birinin yaptıklarında değil yapamadıklarındadır ya da yapmayı seçmediklerindedir... Ve belki şuana kadar fiziki olarak aldatmamış olması canınızın acımadığı anlamına gelmez. Bazen bir ilişkiyi bitiren şey ihanetten çok, ihmal oluyor. Göz göze gelememek, kalpten konuşamamak, sarılamamak,elini tutmaktan bile imtina etmek... Sevgi ve samimiyet eksikliğini iliklerinize kadar hissetme...

Pes ettiğimden değil...

 "Pes ettiğimden değil. Olmayacağını gözüme soka soka gösterdiğin için vazgeçtim." demiş Kafka. Ne kadar sitemkar ama bir o kadar da haklı bir isyan içeriyor sanki değil mi? Çaba var arkada belli, bir umut varmış belki de olacağına, olabileceğine dair... Ama olmamış, olamamış. Çok üzgün hissettim kendimi bu yazıyı okuyunca. Tanıdık bir his olduğundan belki de... Benim de yaşadıklarımın arasında böyle deneyimler var. Belki ben vazgeçtim, belki vazgeçmekten başka çarem kalmamıştı. Kabulleniş var bunun arkasında. Çok zor bir kabulleniş. Benim hissettiğim bu en azından.

O kadar kolay olmuyor hislerine rağmen pes ederek vazgeçmek, bırakıp gitmek. Aklında her saniye ya öyle değilse? Şimdi vazgeçmemeli miydim acaba? Azıcık daha dayabilirsem belki? Bu sesler hiç susmaz. Ama farkettiniz mi? Hep çabayı göstermeye çalışan taraf belli değil mi? Dayabilirsem ne demek? Kendinden şüphe etmek ne demek? Nasıl bir ikili ilişkidir ki kişi kendinden şüphe eder hale gelmiş ya da hala olmayan ve olmayacak bir şey için direnmeye çabalıyor. Bunu şuan dışardan görebiliyorum ama yaşarken biliyorum hiç öyle olmuyor bu işler. O anda ufacıkta olsa bir yerlerden tutunmaya çabalıyor insan. Belki öğretilmiş ya da kanıksanmış klişelerden işte emek verdim bu kadar, bunca zaman uğraştım, onca yılın hatrı var gibi... Belki de insan kendine yediremiyor sevilmediğini, istenmediğini... Her ikisi de kişinin kendini yok etmesine neden değil, olmamalı. Siz daha doğrusu bizler kendimizi bu şekilde yok etmemeliyiz ilişkilerde. Fikrimizi söylemeli ve eğer karşı tarafla uzlaşamıyorsak daha fazla taviz vermeden sessizce uzaklaşmalıyız ortamdan. Kimseyle daha fazla muhattap olmadan, değmeyecek insanlara zaman harcamadan, kendimizden daha fazla vazgeçmeden yazınında dediği gibi gözümüze soka soka anlatılan şeyleri kabul edip bırakmalıyız peşini. İnsan yaşarken bir neden arıyor her şeye... Buna da arıyorsun elbet, kafanda çekip çeviriyorsun, sorguluyorsun, tekrar tekrar yaşıyorsun, oynatıyorsun kafanda bir geri bir ileri sarıp ama sonuç hep aynı...

O yüzdendir ki çekip gideceği zamanı insan çok iyi bilmeli... Kendi için en önemli şey belki de bu bence insanın. Ben daha bunu başaramayanlar klubüne başkanlık yapıyorum hala... Bir gün bunu da başarabilme ümidiyle dostlar... Hepimiz için diliyorum bunu inanın...

Görüşmek üzere...




Yorumlar

Popüler Yayınlar