Ana içeriğe atla

Nitelikli

Az sevenin paraşütü hazırdır

Daha az seven... Ne kadar irite edici... Yani birini seviyorsunuz, önemsiyorsunuz, hayatınızın bir parçası haline getiriyorsunuz ve bunu tek başınıza yapmıyorsunuz sonuçta . Zaman ilerledikçe de hayatınızdaki insanla bir dinamik yakaladığınıza inaniyorsunuz  ama karşı taraf sizi az sevdiği için bir ayağı hep dışarıda, hep bir kaçış planı hep bir yedek opsiyonu var... Ne kadar çirkin ne kadar etik dışı geliyor insanın kulağına...  Az sevmekle hiç sevmemek arasında fark var mı? Bir ilişki yaşayacaksan niye az sevesin ki, idare ederiz kafası mıdır bu? Bu nasıl bir mentalitedir? Ya da daha iyisini bulana kadar oyalanırız mı?  Sevmiyorsanız,beğenmiyorsanız başlamamak hiç aklınıza geldi mi peki???. Hiiiçç insanların hayatına dahil olmayın mesela ya da oldu da dahil oldunuz karşınızdakinin zamanını çöp etmeden çıksanız?. Ya da gerçekten o hayatı paylaşmaya karar verin ve ona göre davranın. Hoş gerçi onu da tam yapamıyorsunuz. Bir var bir yok moduna geçiyorsunuz ki bu da sizin za...

Sonsuza dek mi sizce?

 "Sonsuza dek" nasıl bir kavramdır ki her romantik ilişkiye bu ümitle başlar insan. Belki ilk başta kendini akışa bırakmaya çalışır veya biraz temkinli yaklaşır belki de ; ama ilişki şekillenmeye başlayınca kafalarda hep "sonsuza dek sürsün" kavramı oluşmaya başlar. Karşılıklı sevip ,sevildiğini hissettiğin, mutlu mesut hayatın her anını paylaştığın bir ilişkide zaten aksini kim ister ki?  Kim düşünür yani negatif bir ihtimali veya  bir gün bitip yok olabileceğini... Kimsenin aklına gelmez, gelemez zaten. Alternatife bakmazsınız o dönemde , her şey istediğiniz gibidir. Keşke hep öyle kalsa tabii... 

Nedendir bilinmez bu mutluluk sarhoşu modu bazıları için çok kısa bazıları içinse bir ömür sürebilen bir süreçtir. Siz karşılıklı her şeyin yolunda olduğunu düşünürken pat diye bir anda ilişkisiz kalabilir ya da tam tersi bir anda ciddileşme evresine geçebilirsiniz. Bu karşılıklı dinamiklere ve karakterlere bağlı olsada ben cidden bunun biraz da hayattaki şans faktörüne bağlı olduğunu düşünüyorum. Sonsuza dek deyince insanlar böyle peri masalı vari, türk filminden fırlamış pembe panjurlu ev saadetinde bir ilişki canlandırır kafasında çoğu zaman. Herkes değil canım sakin olun, hepinize demedim :)

Ben daha çok sonsuza dek kavramında ömrümüz yettiğince birbirimize hayat arkadaşı olma, destek olma, her anı paylaşma kafasında olanlardanım. Her anın içinde iyi de var kötü de, sıkıntı da var mutlulukta... Ben bunun gerçekleri yansıttığını düşünüyorum. Her şey toz pembe olmaz ama her şey simsiyahta olmamalı değil mi? Hep denge işte. Sürekli bu denge konusu dönüp dolaşıp önümüze geliyor değil mi? Duyguda denge, iletişimde denge, ilişkide denge... Bir dengedir aldı başını gitti cidden. Neyse konuya geri dönelim. Sonsuza dek diye düşünmemizin sebepleri neler sizce? Biz duygusal kesim; bir ilişki yaşarken illa onun tek olduğuna inanmak isteriz. Ben onun için tekim, o benim için tek. Biz birbirimiz için yaratılmışız vs vs. Bunlar yaşarken cidden çok güzel hisler uyandırıyor insana ama iş realiteye gelince pek te doğruluk tarafı kalmıyor ne yazık ki... Tecrübe ile sabittir dostlar , emin olun :) Bitmesin istediklerimiz bitiyor, yapmaz, yapılmaz dediklerimiz bir bir önümüze geliyor sonunda da yok ya ayrılmayız biz her türlü aşarız ne gelirse önümüze dediğiniz ilişkiniz bir bakmışsınız kumdan bir kale misali ilk minnak dalgada hop dümdüz oluvermiş. Elinizden kayıp giderken kafanızda soru işaretleri yağmuru başlıyor. Ben çok emek vermiştim, noldu şimdi? Her şey yolundaydı peki noldu da bir anda böyle oldu? E hani sonsuza dektik biz? Hani her şeyi aşardık birlikte... Hani öyleydi hani böyleydi... Neden öyle oldu? Neden buna geldi ? Neden bunu dedi? Neden bu şekilde bitti? Sorular sorular.... Bitmek bilmeyen sorular size sonsuza dek kavramının zaten hiç bir zaman doğru olmadığının bir kanıtı gibi çat çat sizi yüzleştirir acı gerçekle.

İşin özü siz ne kadar emek verirseniz, verdiğinize inanırsanız inanın bu iş karşılıklı ve karşınızdaki insan size ben yokum dedikten sonra sizin elinizden hiç bir şey gelmiyor. Bu yüzden ilişkilere o coşkulu zamanlarda bile sonsuza dek bakışından çok ; mümkün olan en güzel, en özel , en uzun, en huzurlu zamanlara kadar  olarak bakmak gerekiyor. Bunu başarabilenlere benden kocaman bir alkış. Tecrübe ettik evet ama gel gör ki bir daha yapmayacağının bir garantisi de yok bu dünyada :P 

Bir gün bunu başarabilenlerden olmak dileğiyle...




Yorumlar

Popüler Yayınlar