Ana içeriğe atla

Nitelikli

Ne zaman , kim için yeterlisin?

Yeterince iyi olmadığınızı hissettiren bir insan ile ne yaparsanız yapın bir türlü takdir göremediğiniz, görülmediğinizi geçin; bir güzel söz, ufacık bir tebessümle edilen bir iltifat, bir güzel bakışı bile alamadığınız bir kişinin sizin gözünün içine bakarak sevgiden başka hiçbir şey duymadığınız insanla aynı olmasının hissi nasıldır bilir misiniz? Çok sevseniz bile, her baktığınızda yüreğiniz ısınsa bile, hep iyi olsun diye çabalasanız ve sonsuz süre çabalayama razı olsanız bile içten içe sizde biliyorsunuz ki kendinizi kaybetmek üzereseniz. Yine de durmazsınız ve o insana hep ama bak böyle güzel olabilir, ama bak biz iyi olabiliriz, ama bak böyle mutlu olabilirizleri göstermeye çabalarsınız.  Girdaptan çıkmak için bir güzel söz, bir güzel his beklerken o insanın size hala ama hala "olmuyor" , "sen değil başkası güzel", "sen değil başkası iyi", "sen değil başkası", "sen değil başkası" , "sen değil başkası".... diye diye sizi...

Aç gözlerini!


Gerçekten aşk insanı kör eder mi sizce? Yoksa insan kör olmak mı ister içten içe? Farkına vardıkları, bildikleri, göz göre göre içine atıp yokmuş gibi davrandıkları daha çok canını yakmasın diye kör olmayı mı tercih eder? Böylesi mi daha iyidir? Ne dersiniz? İlişkideyken insan derler ya toz kondurmak istemez sevdiğine. Bence öyle yani...Ben öyleyim yani daha doğrusu :) Yazılardan anlamışsınızdır zaten, sevdiğimde sadece gözüm değil, tüm algımda kör oluyor bence benim. Sizde durum ne? Nasıl bakarsınız karşınızdaki insana? Sevdiğiniz insana? İçinizin titrediği o insana? 

Acaba korkaklıktan mı kör gibi bakıyorum diye düşündüm hep ben ilk başlarda... Bence itiraf etmeliyim, içten içe kaybetme korkusunun da payı var bu bilinçli körlükte. Ama sadece o değil, öyle düşünmeyin ne olur. Sadece o değil. 

Güven duyma isteği var bir kere en başında, her koşulda güven duyabilme isteği... Ne güzel olurdu değil mi? Korkusuzca ve sıfır şüphe ile güven duyabilmek sevdiğine... Sonra konduramamak var, varsayımlar var, olmasını istediin çerçeveye tutunmak var. En sonunda da işte içten içe olmadığını bildiğin halde kaybetme korkusu var. Ne yapmalı peki? Nasıl çözmeliyiz sizce bunu? Tavsiyelere açığım, beklerim :) 

Ama her ne olursa olsun gözlerimizin ilişkinin sonunda aşağıdaki resim gibi kanaya kanaya, içimizi acıta acıta, bizi paramparça etmesini bekleyene kadar zamanında gözümüzü açmamız hepimiz için en iyisi sanırım. Ah işte ah bir de bu yazdıklarımı gerçek hayata dökebilsek değil mi? :) 

Olsun be! Biz de bir gün düzelicez inşallah  :P

PS: Resim çok dramatik geldi , havayı dağıtmak için azıcık şımarayım dedim yoksa hepimiz depresyona gireriz :)








 

Yorumlar

Popüler Yayınlar