Ana içeriğe atla

Nitelikli

Aşkın şarjı var mıdır?

Çok güzel olmaz mıydı? Düşünsenize aşkınız gücü azaldığında hemen koşarak şarja takıyorsunuz ve hoopp yine ilk gün ki heyecanla devam edebiliyorsunuz. Gerçek dünyada bunu yapabilmeyi çok isterdim. Biliyorum ilişkiler böyle bir dinamikle yürümüyor, evet arkadaşlar farkındayım. Merak etmeyin... Sadece bence güzel olurdu. Çünkü gerçekten sevdiğiniz ve birlikte olmaktan mutlu olduğunuz biri var hayatınızda ve ona göre gücünüz azalmış ya da sevmenize rağmen sizin gücünüzün azaldığını hissediyorsunuz. Bunu hemen düzeltme fırsatını istemez miydiniz?   Ben çok isterdim... Belki şarja takma gibi tek bir aksiyon ile işleri yoluna sokamayabiliriz ama her iki tarafta isterse bir yol bulunabilir. Onca vakit ve yaşanmışlıktan sonra hepsini sadece batarya zayıfladı diye çöpe atmak benim kendi adıma yapmayı tercih etmeyeceğim bir şey. Ama tabii karşınızda sizi gerçekten istemeyen biri varsa zaten onca yaşadığınız şey de sadece sizin yaşadıklarınızdan ibarettir. Birlikte yaşadık diye düşündüğünüz her a

Aç gözlerini!


Gerçekten aşk insanı kör eder mi sizce? Yoksa insan kör olmak mı ister içten içe? Farkına vardıkları, bildikleri, göz göre göre içine atıp yokmuş gibi davrandıkları daha çok canını yakmasın diye kör olmayı mı tercih eder? Böylesi mi daha iyidir? Ne dersiniz? İlişkideyken insan derler ya toz kondurmak istemez sevdiğine. Bence öyle yani...Ben öyleyim yani daha doğrusu :) Yazılardan anlamışsınızdır zaten, sevdiğimde sadece gözüm değil, tüm algımda kör oluyor bence benim. Sizde durum ne? Nasıl bakarsınız karşınızdaki insana? Sevdiğiniz insana? İçinizin titrediği o insana? 

Acaba korkaklıktan mı kör gibi bakıyorum diye düşündüm hep ben ilk başlarda... Bence itiraf etmeliyim, içten içe kaybetme korkusunun da payı var bu bilinçli körlükte. Ama sadece o değil, öyle düşünmeyin ne olur. Sadece o değil. 

Güven duyma isteği var bir kere en başında, her koşulda güven duyabilme isteği... Ne güzel olurdu değil mi? Korkusuzca ve sıfır şüphe ile güven duyabilmek sevdiğine... Sonra konduramamak var, varsayımlar var, olmasını istediin çerçeveye tutunmak var. En sonunda da işte içten içe olmadığını bildiğin halde kaybetme korkusu var. Ne yapmalı peki? Nasıl çözmeliyiz sizce bunu? Tavsiyelere açığım, beklerim :) 

Ama her ne olursa olsun gözlerimizin ilişkinin sonunda aşağıdaki resim gibi kanaya kanaya, içimizi acıta acıta, bizi paramparça etmesini bekleyene kadar zamanında gözümüzü açmamız hepimiz için en iyisi sanırım. Ah işte ah bir de bu yazdıklarımı gerçek hayata dökebilsek değil mi? :) 

Olsun be! Biz de bir gün düzelicez inşallah  :P

PS: Resim çok dramatik geldi , havayı dağıtmak için azıcık şımarayım dedim yoksa hepimiz depresyona gireriz :)








 

Yorumlar

Popüler Yayınlar