Ana içeriğe atla

Nitelikli

Ama bana "ben burdayım" dediler

Sevgi şartlarla koşullara sunulmaz. Sadakatin karşılığı bu olmamalıdır. İniş çıkışlara, kararsızlıklara, uzaklaşmalara rağmen kalırsınız. Ama sizin gerçekten ona ihtiyacınız olduğu an o yoktur... Ve ilk kez şunu hissedersiniz. Sevdiğiniz insanın yanında bile fazlalık gibisinizdir.  Aslında o sizi kaybetmemiştir, sizi her seferinde yavaş yavaş bırakmıştır. Cevapsız kalan mesajlarla, merak bile etmeyişlere, çok hassassın diyerek duygularınızın küçümsediği anlara, çabanızı değersizleştirip sessizliğinizi kabul ettiği her durumda; siz orada biraz daha yok olursunuz. Neden hiçbir zaman yetemediğinizi, hiçbir zaman onun için tamam olamadığınızı sonradan anlarsınız... Çünkü mesele yetememeniz değildir.  Kendine bile yetemeyen bir insana siz nasıl yeterli olursunuz ki zaten.. Onun ihtiyacı sevgi değildi. Sevginin onun için bir değeri yoktu. O an kendini kandırdı ve sizinle devam ettin ve sen varlığını gerçek sevgi sandın.  Şimdi çok daha net görüyorsunuz değil mi?. O sevilmek ist...

Güven mi, o da ne?

 

Sanırım ilişkide ki en önemli şey güven. Karşındaki insana güven duymuyorsan zaten geçmiş olsun. Her hareketini sorgulayacaksan, her lafında, her adımında bir şüphe uyanıyorsa kafanda... Nasıl karşındakine bir duygu besleyebilirsin ki? Nasıl yürütebilirsin? Mesaj attın cevap vermedi, Aradın açmadı, instagramda kimi ekliyor? Sesi çıkmadı evdeyim dedi ama nerede? Kiminle? Bir şey yapmıyorum diyor ama ne yapıyor? Oturduğumuz yerden bakın bir saniye içinde kaç soru çıktı... ve acı gerçektir ki bu daha başlangıç. Bunlar gibi bir milyon soru üretilebilir çok kısa bir zaman içerisinde çünkü güvensizlik en kötüsüdür. Keşke güvenebilsek değil mi? Ama en ufak bir tutarsızlık zamanımızda artık kimseye güven kalmadığı için çığ gibi beynimizde büyüyerek kocaman bir hikaye bulutuna dönüyor. Sonra aklınıza neler geliyor neler... En ufak zararsız senaryodan en dramatik ve kötü sonlu hikayelere kadar varan görüntüler sinsilesi beyninizde canlanıp sizi kaplamaya başlıyor. Sonuç mutsuz bir iletişim. İlişki demeye dilim varmıyor çünkü değil. Bu hisleri beslenidiğiniz, bu düşüncelere sahip olduğunuz bir insanla ilişki yaşamanız pek mümkün değildir. Olsa olsa bunun adı sadece iletişim olur. Günümüzün müthiş kelimesi “takılmak”. Hiç sevmediğim, hiç bir zaman mantığını anlamadığım bir olay ama durum bu...içten içe istersiniz ki karşınızdaki size güven versin ya bir nefes alın oh be deyin, hayatımda biri var ve ben bunu söleyebiliyorum diyebilmek ne güzel olur değil mi? Şüphe yok, soru işareti yok... Ama neredee.... Eliniz hep boş kalır. Bazıları şanslı canım ona bir şey demiyorum. Ben onlardan değilim. En azından şimdiye kadar olamadım yani... Güven duyunca karşınızdakinin hareketlerini sorgulamazsınız, sürekli bir merak uyanmaz beyninizde... Sadece özlersiniz ki bu da gayet normal. Ondandır aklınıza düşmesi yani. Başka bir nedeni yoktur. Sadece özlemişsinizdir, görmek istiyorsunuzdur bu kadar. Her saniyesinin hesabını yapmaya, cümlelerdeki gizli saklı belkide bulunmaması gereken şeyleri çıkarmaya çalışmazsınız. Kafanız rahattır. Bilirsiniz ki o insan iyi , o insan size değer veriyor ve sizi üzecek bir şey yapmaz zaten. Güvenmediğiniz insanın ise her hareketini okumaya çalışırsınız.  O kadar yorucu ki... Sonrasında ise bildiğiniz, o en başından beri içinizi kemiren böyle iliklerinize kadar hissettiğiniz gerçeklerle başbaşa kalırsınız. O gerçekler ne derseniz; o insanın beş para etmez , size değer vermeyen, sizinle sadece kafasını dağıtan bir insan olduğunu farkettiğiniz, tüm hayallerinizin, emeklerinizin ve isteklerinizin boşa olduğunu anladığınız gerçeklerdir işte...

Salın böyle insanları olur mu? Hiç tutmayın yanınızda.... Ne kendinizi , ne o güzel hislerinizi ,ne de o değerli vaktinizi harcamaya değen insanlar değiller. Bunu biliyorsunuz zaten de; işte iş kendi başına gelince bir dur demek o kadar zor oluyor ki... Başarmalıyız dostlar. İnşallah bunu da başarmış olarak nefes alabileceğiz günün birinde... Bir gün elbet bu tiplere en başından zaman harcamamayı öğreneceğiz. Umarım yani :) Olur değil mi ya, bence olur olur :) 




Yorumlar

Popüler Yayınlar