Ana içeriğe atla

Nitelikli

Az sevenin paraşütü hazırdır

Daha az seven... Ne kadar irite edici... Yani birini seviyorsunuz, önemsiyorsunuz, hayatınızın bir parçası haline getiriyorsunuz ve bunu tek başınıza yapmıyorsunuz sonuçta . Zaman ilerledikçe de hayatınızdaki insanla bir dinamik yakaladığınıza inaniyorsunuz  ama karşı taraf sizi az sevdiği için bir ayağı hep dışarıda, hep bir kaçış planı hep bir yedek opsiyonu var... Ne kadar çirkin ne kadar etik dışı geliyor insanın kulağına...  Az sevmekle hiç sevmemek arasında fark var mı? Bir ilişki yaşayacaksan niye az sevesin ki, idare ederiz kafası mıdır bu? Bu nasıl bir mentalitedir? Ya da daha iyisini bulana kadar oyalanırız mı?  Sevmiyorsanız,beğenmiyorsanız başlamamak hiç aklınıza geldi mi peki???. Hiiiçç insanların hayatına dahil olmayın mesela ya da oldu da dahil oldunuz karşınızdakinin zamanını çöp etmeden çıksanız?. Ya da gerçekten o hayatı paylaşmaya karar verin ve ona göre davranın. Hoş gerçi onu da tam yapamıyorsunuz. Bir var bir yok moduna geçiyorsunuz ki bu da sizin za...

Hiç yerim kalmadı... Olsun ...


Her ilişkinin yaşanırkende yaşandıktan sonra da sizde bir yeri vardır. Kim diyorsa yok ya unuttum, ya da hatırlamıyorum bile vs. bence sadece kendini kandırıyordur, bundan eminim. Evet her gün hakkında konuşmuyor olabilirsiniz veya her gün aklınıza gelmiyor olabilir ama değil mi ki bir saniye de olsa biriyle konuşurken aklınıza bir an düşüyor, bir görüntü geliyor ya da bir koku, bir yer, bir ses onunla ilgili bir şeyi getiriyor aklınızın bir köşesine; o zaman o kişi hep ordadır zaten. İlla çok özel olması gerekmiyor. Her insan bir yer kaplar, bir amaç için girer hayatlarımıza belki kim bilir öğreteceğini öğretir gider, belki yerleşir hayatınızda daimi olur. En azından kendine ait olan süre içinde kalıcı olabilir. Ama her kişi bir yer kaplar  ve belki minicik belki koskocaman bir delik açar vedalaşırken...

Peki bu delikler her yerimiz kapladığında ne mi olur? Delikler çoğaldıkça yorgun düşeriz, belki deliklerin sürekli bize gelmesinden belki de o deliklerle yaşamak zorunda olmaktan kim bilir... Zordur ama o delikler kimine göre dolar, kimine göre küçülür, kimine göre yok olur... Bana göre ne derseniz; bana göre herkes o deliklerle yaşamayı öğrenir. Öyle veya böyle o delikler de sizin bir parçanız ve hiçbir şey kendi kendine yok olmaz. Herkes delikleriyle yaşamayı öğrenir ya da yaşamak için en azından mücadele verir. Sonrasında sayı çoğaldıkça iş bıkkınlık derecesine gelir. Dersiniz ki ya yine mi aynısı olacak? O zaman ne gerek var ki? Ne gerek var denemeye?Ne gerek var uğraşmaya, zaman harcamaya, emek vermeye? Ama unutulmamalıdır ki ; umudunuzu yitirdikçe daha iyiye de gitmeyeceksiniz. Size ne getirisi olacak ki bunun? Evet belki bir kaç darbe daha az alırsınız ama yalnızlık çözüm mü? Biliyorum yer kalmadı gibi hissediyor insan... Daha fazla çabanın ne gereği var diye düşünüyor. O kadar iyi anlayabiliyorum ki... Ama konuyu görmezden gelmenin, ümitsizce oturup kaderine mahkum olmayı kabullenmeninde bir çare olduğunu düşünmüyorum. 

Belki ile başlayan bir cümle ve bu cümleler çok ümit vermez bilirim ama belki ya belki de bir gün neden olmasın? Evet, o delikler kapanmaz ama o deliklerin artık aklınıza gelmediği, güne içinizi sımsıcak yapacak bir kişi de gelir sizi bulur neden olmasın?

Sizi, bizi, seni , beni... Isteyen, gönülden isteyerek ufacıkta olsa bir ümit ışığına tutunan herkesin o sıcaklığa kavuşması dileğiyle...

*** Bugün yeni ay var 😊 Bol bol başlatma emerjisiyle dolu gün... Bol dilek, bol niyet...
Olucak eminim 😊







 

Yorumlar

Popüler Yayınlar