Ana içeriğe atla

Nitelikli

Ama bana "ben buradayım" dediler

Sevgi şartlarla koşullara sunulmaz. Sadakatin karşılığı bu olmamalıdır. İniş çıkışlara, kararsızlıklara, uzaklaşmalara rağmen kalırsınız. Ama sizin gerçekten ona ihtiyacınız olduğu an o yoktur... Ve ilk kez şunu hissedersiniz. Sevdiğiniz insanın yanında bile fazlalık gibisinizdir.  Aslında o sizi kaybetmemiştir, sizi her seferinde yavaş yavaş bırakmıştır. Cevapsız kalan mesajlarla, merak bile etmeyişlere, çok hassassın diyerek duygularınızın küçümsediği anlara, çabanızı değersizleştirip sessizliğinizi kabul ettiği her durumda; siz orada biraz daha yok olursunuz. Neden hiçbir zaman yetemediğinizi, hiçbir zaman onun için tamam olamadığınızı sonradan anlarsınız... Çünkü mesele yetememeniz değildir.  Kendine bile yetemeyen bir insana siz nasıl yeterli olursunuz ki zaten.. Onun ihtiyacı sevgi değildi. Sevginin onun için bir değeri yoktu. O an kendini kandırdı ve sizinle devam ettin ve sen varlığını gerçek sevgi sandın.  Şimdi çok daha net görüyorsunuz değil mi?. O sevilmek ist...

taştan kalpler

Taş kalpli... Ne acı bir tabir değil mi? Çok ağır bir itham bence... Kalbi insanın nasıl taşlaşır? Nasıl semsert, duygudan yoksun kalır ki kalp? O değil midir ufacık bir heyecanda kıpır kıpır olan? Ya da sevdiğine kırılıp; burkulan, belki de sonra paramparça olan? Nasıl bu kadar duygu yüklüyken taş keser hiç anlamıyorum, daha doğrusu anlayamıyordum. 

Bana göre sevgi, aşk, tutku kadar nefrette kalbin duygularından biri. Birinden nefret edince onu kalbinizden çıkarmış olmuyorsunuz. Aksine daha çok başka duygularla mesela hırsla, belki içten içe gizli bir özlemle birleşiyor. Yeri geliyor kıskançlıkla birbirine karışıyor. Ama o da bir duygu sonuçta. O da kalbinizde bir hareketlenmeye yol açıyor iyi olmasada. Peki ya zaman geçtikçe o kalp bu duyguların hiç birini barındıramaz hale gelirse? İşte bu mümkün değil diye düşünürdüm ama mümkün. Bazı insanlar o kadar taşlaşıyor ki karşısında olan varlığın da insan olduğunu, duyguları olduğunu hiçe sayarcasına sadece kendi istekleri doğrultusunda narsizme yakın derecede yaşıyorlar umarsızca hayatlarını. İşte bu tip insanların kalbi taş bence. Çünkü ancak kalbin taş olursa bu tip davranışları karşındakini hiç düşünmeden, onun üzüleceğini, kırılacağını bile bile de olsa yapabilirsin. 

Bu tip insanlar bence en tehlikeli olan tür. Sadece kendilerini düşünüyorlar ve ne yazık ki hiç bir şey hissetmiyorlar.  Onlar için çok üzücü çünkü en ufak bir duygunun bile iyi ya da kötü sıcaklığını hissetmeyen kalp ebediyen buz gibi olmaya mahkum bence. Bazılarınız belki şimdi aklından geçiriyordur; e belki onlar çok acı çekmiştir değil mi? Belki ondan kalpleri yara bere ala ala bu hale gelmiştir diyorsunuzdur. Her yara bere alan, her yıpranan, acı çeken kalp karşısındakini hiçe saymak için bir bahane bulmuyor ama kendine değil mi? İşin birde bu tarafı var. Sen acı çekmiş olabilirsin, taşlaştın belki de ama karşındakinin ne suçu var? Nedir bu umarsızca, saygısızca davranışlar? Hangi sebep haklı çıkarabilir ki bunu?

Siz siz olun kalbiniz taş kesmeye niyet etsede, sırf siz öyle istiyorsunuz diye karşınızdakini hiçe saymayın olur mu? Bir kalbin daha taşlaşmasına siz yol açmamış olursunuz belki de kim bilir... 

Kalbe taş kesmek yakışmıyor. 
Kalplerin hep yeni fırından çıkmış ponçiklikte kalması dileğiyle... 





 

Yorumlar

Popüler Yayınlar