Ana içeriğe atla

Nitelikli

Az sevenin paraşütü hazırdır

Daha az seven... Ne kadar irite edici... Yani birini seviyorsunuz, önemsiyorsunuz, hayatınızın bir parçası haline getiriyorsunuz ve bunu tek başınıza yapmıyorsunuz sonuçta . Zaman ilerledikçe de hayatınızdaki insanla bir dinamik yakaladığınıza inaniyorsunuz  ama karşı taraf sizi az sevdiği için bir ayağı hep dışarıda, hep bir kaçış planı hep bir yedek opsiyonu var... Ne kadar çirkin ne kadar etik dışı geliyor insanın kulağına...  Az sevmekle hiç sevmemek arasında fark var mı? Bir ilişki yaşayacaksan niye az sevesin ki, idare ederiz kafası mıdır bu? Bu nasıl bir mentalitedir? Ya da daha iyisini bulana kadar oyalanırız mı?  Sevmiyorsanız,beğenmiyorsanız başlamamak hiç aklınıza geldi mi peki???. Hiiiçç insanların hayatına dahil olmayın mesela ya da oldu da dahil oldunuz karşınızdakinin zamanını çöp etmeden çıksanız?. Ya da gerçekten o hayatı paylaşmaya karar verin ve ona göre davranın. Hoş gerçi onu da tam yapamıyorsunuz. Bir var bir yok moduna geçiyorsunuz ki bu da sizin za...

Kahramanın gözyaşı

Gözyaşı dökmeye değer mi? O; geceler boyu doldurup boşalttığınız,
 evirip çevirdiğiniz  ama kafanızda bir türlü oturtamadığınız konuşmayı yapmamak için akıttığınız yaşların günahı nedir? Siz içinizdeki üzüntüyü parça parça akıtırken "aradığınız kişiye ulaşılamıyor" mesajlı olarak kalbinizde yaşattığınız insanın umursamazlık derecesine ne demeli peki?

Değer mi? Tek soru bu olmalı bence. Değer mi? Bence değmez. Bunu bile bile yine de yapıyoruz değil mi? Yine o insan için içimizde en derinlerde bir yerde ufacıkta olsa bir umut besleyip belki her şeyin istediğimiz gibi gideceği hissini taşıyoruz. Çok pesimist olmak istemiyorum ama sonu genelde pek iyi bitmez dostlar. Keşke o umut bir mucize olsada gerçekliğimiz olsa ama olmuyor ne yazık ki...

Karşınızda bulunan umursamaz insan; sizi kendi seviyesince ayakta uyuttuğunu, idare ettiğini ya da sizinle canı istediği şekilde oynayabildiğini düşünür. Hiç umursamaz biliyor musunuz? Siz konuşmuş  olsanızda, derdinizi, istediğinizi, beklentinizi belki de en hassas olan hislerinizi açıkça konuşursunuz ama o karşınızda sizin yüzünüze baka baka kafa sallar ben de aynı der geçer ama bir gram bunu hissetmez. Bu tip davranışları sergileyen insanların narsistlikten öte nasıl bir bünyeye sahip olduğunu uzun zamandır sorgular dururum ama daha teşhis koyamadım.

Kahramanlarımız yani bizler bu insanlarla bir ihtimal yaşanabilecek mutlu anlar için çırpınırken, karşımızdaki keyfine bakar. Belki hiç aklına gelmezsiniz, konuşmayı pek sevmesemde bazıları alternatiflerle de meşgul olacak kadar düşük seviyeli ve iğrenç oldukları için size sıra gelmez zaten vs. sizde bu sırada o insanla vakit geçrimek için çırpınır durursunuz. Onun normal insanların sorunsuzca gayet doğal bir şekilde sergileyebildiği günaydın veya iyi akşamlar , nasılsın?  gibi iletişim girişimlerine bile sevinir hale gelirsiniz. Halbuki bunların çok üstünde davranışlar olmalıdır değil mi bu insan sizinle ilgileniyorsa? Peki bizler neden bu kadar basit davranışlara bile sevinir, bunları bile güzel bir hareket olarak algılar olduk? 

Biz bilmiyor muyuz değil mi bunların zaten normalde yapılması gerektiğini ve hatta daha da fazlasının yapılması gerektiğini aslında... Bu insanlar kendini bir şey sanıp bizleri enayi yerine koyabildiklerini sanıyorlar ya ben ona yanarım. Bilmiyorlar ki; biz aslında incecik bir umuda tutunup sabırla bekliyoruz...

Keşke değse bu bekleyişe, umuda...

Kahramanlar olarak döktüğümüz göz yaşlarının yitip giden umutlar ve açılan yaralar yerine mutluluk kahkahalarından kaynaklanması dileğiyle... 






 

Yorumlar

Popüler Yayınlar