Ana içeriğe atla

Nitelikli

Balon

Balondu söndü.... Şimdi size sorarım; Medeniyet gibi kavramlar sonradan öğrenilir mi? İnsanın karşısındakine durup dururken yaptığı anlamsız hareketlere ne denir? Mesela ayrıldıktan sonra en azından bir selam verebilecek düzeye getirilen iletişimin neden biranda silip atılması durumu gerçekleşir?  Hani öncesindeki haklıyı haksızı tartışmaya bile açmıyorum dikkat ederseniz. Açarsak çünkü sonuç belli de, neysee.  Konumuz sadece sonrası... Hani şöyle bir eşik vardır ya; "Bunu da yapmazsın kardeşim yaa" denir. Heh işte o eşik neden sebepsizce atlanır? Durup dururken,  ortada hiçbir şey yokken, bir anda hangi şeytanlar dürter insanı da karşısında ki insanı çaat diye bir anda silip yok ettiğini düşünme hakkını kendinde bulur? Hani zamanında aksiyon alınır, kişinin kararıdır der kabul edebilirsin belki bir derece ama zaman geçer, ortam durulur, hayat akışında devam ederken; nedir sebep? Bana göre bencilliktir. Daha fazlası da söylenir de en kibar versiyonunu yazdım , siz anlarsı...

Geçmişle gelecek

Geçmişten kurtulmak, tamamen silmek, yok saymak gibi bir şey mümkün değildir. Ama bu geçmişin yaralarını sürekli kanatmak gerektiği anlamınada gelmez. Kendimizi geçmişten ve yaşadıkalırımızdan özgürleştirmemiz gerekir. Ancak özgürleşebilirsek gelecek için yeni adımlara cesaret edebiliriz. 

Hatıralarla yaşayan, belki de boğuşan insanlar ileride karşılarına gelebilecek fırsatları göremez. Belki de görmeyi seçmezler. Çünkü hala geçmişle hesapları kapanmamıştır. Ben şahsen geçmişle hesap kapatmanın pek mümkün olduğunu düşünmüyorum. Hani derler ya hakkını helal et diye. Ben insanın söyleyecekleri içinde kaldıysa, kendini haksızlığa uğramış hissediyorsa bunun pek mümkün olduğuna inanmıyorum. 

Peki yapılacak bir şey yok mu? Böyle durumlarda sonsuza kadar geçmişte mi kalmak durumundayız sizce?

Tabii ki hayır. Bana göre hak, hukuk helalinden çok olayı kabullenme mevcut. Yani olayı acısıyla tatlısıyla kabullenmekten bahsediyorum. Kolay değil, hemde hiç değil... Ama ben barışı içimde bu şekilde sağlıyorum. Herkesin yöntemi başka olabilir. Her ne yaşandıysa bunu değiştiremiyoruz. İstediğimiz şekilde yön veremiyoruz, hikayenin gidişatıyla ya da sonuyla oynayamıyoruz. Tek yapabildiğimiz kabul etmek. 

İçinizde nasıl fırtınalar, kendi kendinize tartışmalar, kızgınlıklar, pişmanlıklar olabileceğinin farkındayım ama kabulleniş bir affediş değildir. Yaşadığınız hikayeleri, hayatınızda bir sayfa olan insanları kabullenmek sadece ama sadece sizi özgürleştirir. Kabul ettiğinizde onlara hak vermiyorsunuz, onları affetmiyorsunuz. 

Değiştirip, yön verebileceğiniz geleceğinize sağlam kafa ve net bir şekilde adım atmak için umarım herkes bir gün kabullenişi yakalayabilir. Affedin demiyorum, kabullenin ve suya bırakın. 

Bırakın aksın gitsin ne yaşanmışsa... Siz önünüze bakın...

Bunu yaparak çiçeklenmek dileğiyle...






 

Yorumlar

Popüler Yayınlar