Ana içeriğe atla

Nitelikli

Az sevenin paraşütü hazırdır

Daha az seven... Ne kadar irite edici... Yani birini seviyorsunuz, önemsiyorsunuz, hayatınızın bir parçası haline getiriyorsunuz ve bunu tek başınıza yapmıyorsunuz sonuçta . Zaman ilerledikçe de hayatınızdaki insanla bir dinamik yakaladığınıza inaniyorsunuz  ama karşı taraf sizi az sevdiği için bir ayağı hep dışarıda, hep bir kaçış planı hep bir yedek opsiyonu var... Ne kadar çirkin ne kadar etik dışı geliyor insanın kulağına...  Az sevmekle hiç sevmemek arasında fark var mı? Bir ilişki yaşayacaksan niye az sevesin ki, idare ederiz kafası mıdır bu? Bu nasıl bir mentalitedir? Ya da daha iyisini bulana kadar oyalanırız mı?  Sevmiyorsanız,beğenmiyorsanız başlamamak hiç aklınıza geldi mi peki???. Hiiiçç insanların hayatına dahil olmayın mesela ya da oldu da dahil oldunuz karşınızdakinin zamanını çöp etmeden çıksanız?. Ya da gerçekten o hayatı paylaşmaya karar verin ve ona göre davranın. Hoş gerçi onu da tam yapamıyorsunuz. Bir var bir yok moduna geçiyorsunuz ki bu da sizin za...

Gözyaşlarının değerini anlamak lazımdı...

"Bir insana verdiğiniz değerin, onun gerçekten değerli olmasıyla ya da bunu hak edip etmemesiyle hiç ilgisi yoktur. Değer vereceğiniz insanları kendiniz seçersiniz ve bunu yaparken çoğu zaman ne durumda olduklarına aldırmazsınız. Yaptığınız değer yüklemesinin kaynağı sizsinizdir ve aslında değerli olan kendinizsinizdir."

Bu yazıyı bir yerde okudum... Gerçekten karşımızdaki insanın değerini bizim belirlediğimizin çok net bir tanımı resmen. Peki ya bu denge şaşarsa? Değer yüklemesi olarak tabir ettiğimiz şeyin kaynağı biz isek ve bu terazinin dengesini şaşırıp çok değer vermeye başlayarak kendimizden kaybettiriyorsak? Kendinizden başkalaşın, hiç değer kıymet vermeyin asla demiyorum. Tabii ki siz kendi çizginizi bozmayın ama kantarın topuzunu da uzaya erişecek kadar kaçırmamak gerekiyor. Süreç ilerlerken ilişkide bunu farketmek çok zor ve aynı zamanda tabii ki çok üzücüdür. Fakat birine gereğinden fazla değer verirseniz; bir de bakmışsınız ki verdiğiniz değer değil aslında ödün olmuş ve karşınızdaki insan sizin değerinizi aynı derecede kendi gözünde düşürmüş. 

Şimdi aklınızdan ne hakla? Niye ki? gibi sorular geçiyordur eminim. Ne yazık ki işler hep ben çok değer verdim ama karşılığını da bu şekilde almalıydım olarak yürümüyor. Her zaman dediğim gibi herkes kendine yakışanı ve yakıştırdığını yapıyor bu hayatta. Siz karşınızdaki insana ne kadar değer versenizde , onun yanında mutlu olup onu da mutlu etmeye çalışırsanız çalışın eğer karşınızdaki insan için bu aynı şeyi ifade etmiyorsa ya da bunu görmek istemiyorsa yaptığınız her şey bir toz bulutundan ibarettir. O güzel hisleriniz hiç ulaşmaz karşı tarafa...

O insan zamanla sizin ona verdiğiniz değerin zerresini size göstermeyebilir, sizin yüzünüze baka baka size yalan söyleyebilir, sizinle vakit geçirir , sizin gerçekten içinizi ısıtmayı başarır belki ama aslında aklında binbir türlü şey dönüyordur ve hatta belki de bu dönenleri gerçeğe dönüştürüyordur... Bilemezsiniz... Acıtır elbet, hem de çok canınızı acıtır...

Bu davranışların hiçbiri size ait değil. Yapan tarafa ait. O insan bu çirkinlikleri kendine yakıştırıyorsa ne denebilir ki... Siz kendi davranışlarınızdan sorumlusunuz ve eğer siz karşınızdaki insana yanlış yapmadığınızı düşünüyorsanız; vicdanınız rahat olarak o insanın karşısına çıkıp verdiğiniz değeri geri çekme zamanıdır. Daha fazla kendinizden vermeniz; o insanı istediğiniz şeyi size vermeye ikna etmez. Tam tersi o insanın daha da basitleşmesini izlersiniz zamanla. Tahammül edilemez duruma gelmeden kendinizi kurtarmanın yolunu bulun derim...

 Gözyaşlarınızı ona akıtmak yerine verdiğiniz değerleri geri alın ve uzaklaşın. Emin olun o gözyaşları hiç bir zaman o insanın kalbine denk gelmeyecekti zaten... Size üzüntüden değil illa dökülecek ise sevinçten gözyaşları döktürecek birilerine denk gelmeniz dileğiyle...

Gözyaşlarınızın kıymetini bilin, boşa harcamayın. Değmiyor, emin olun...






 

Yorumlar

Popüler Yayınlar