Ana içeriğe atla

Nitelikli

Ama bana "ben buradayım" dediler

Sevgi şartlarla koşullara sunulmaz. Sadakatin karşılığı bu olmamalıdır. İniş çıkışlara, kararsızlıklara, uzaklaşmalara rağmen kalırsınız. Ama sizin gerçekten ona ihtiyacınız olduğu an o yoktur... Ve ilk kez şunu hissedersiniz. Sevdiğiniz insanın yanında bile fazlalık gibisinizdir.  Aslında o sizi kaybetmemiştir, sizi her seferinde yavaş yavaş bırakmıştır. Cevapsız kalan mesajlarla, merak bile etmeyişlere, çok hassassın diyerek duygularınızın küçümsediği anlara, çabanızı değersizleştirip sessizliğinizi kabul ettiği her durumda; siz orada biraz daha yok olursunuz. Neden hiçbir zaman yetemediğinizi, hiçbir zaman onun için tamam olamadığınızı sonradan anlarsınız... Çünkü mesele yetememeniz değildir.  Kendine bile yetemeyen bir insana siz nasıl yeterli olursunuz ki zaten.. Onun ihtiyacı sevgi değildi. Sevginin onun için bir değeri yoktu. O an kendini kandırdı ve sizinle devam ettin ve sen varlığını gerçek sevgi sandın.  Şimdi çok daha net görüyorsunuz değil mi?. O sevilmek ist...

Az sevenin paraşütü hazırdır



Daha az seven... Ne kadar irite edici... Yani birini seviyorsunuz, önemsiyorsunuz, hayatınızın bir parçası haline getiriyorsunuz ve bunu tek başınıza yapmıyorsunuz sonuçta . Zaman ilerledikçe de hayatınızdaki insanla bir dinamik yakaladığınıza inaniyorsunuz  ama karşı taraf sizi az sevdiği için bir ayağı hep dışarıda, hep bir kaçış planı hep bir yedek opsiyonu var... Ne kadar çirkin ne kadar etik dışı geliyor insanın kulağına... 

Az sevmekle hiç sevmemek arasında fark var mı? Bir ilişki yaşayacaksan niye az sevesin ki, idare ederiz kafası mıdır bu? Bu nasıl bir mentalitedir? Ya da daha iyisini bulana kadar oyalanırız mı? 

Sevmiyorsanız,beğenmiyorsanız başlamamak hiç aklınıza geldi mi peki???. Hiiiçç insanların hayatına dahil olmayın mesela ya da oldu da dahil oldunuz karşınızdakinin zamanını çöp etmeden çıksanız?. Ya da gerçekten o hayatı paylaşmaya karar verin ve ona göre davranın. Hoş gerçi onu da tam yapamıyorsunuz. Bir var bir yok moduna geçiyorsunuz ki bu da sizin zaten paraşütünüzü açtığınız anlamına geliyor. 

Ne kıymet biliniyor, ne görünür olunuyor ne de varlığı kabul ediliyor insanın... Siz kendi kendinize ilişki yaşadığınızı sanarken aslında sadece gerçekten tam olarak tek kişi çabaladığınızı çok sonradan farkediyorsunuz... 

Diğer taraf herkes için var ama sizin için yoktur. Ne zaman baksanız herkesle konuşulur, gezilir, eğlenilir ama size gelince bir ton bahane bulunur çünkü öneminiz yoktur. Siz yoksunuz...Başka opsiyonlar hep daha iyi, daha çekici , daha güzel, daha heyecan vericidir. Siz çabaladıkça, gör beni yahu ölmedim ben dedikçe o paraşüt daha da açılır ve yükselir. Siz aşağıda onun için bir böcek kadar ufaldığınızla kalırsınız. Sesiniz duyulmaz, yüzünüz görülmez, üzüldünüz mü , alındınız mı, canınız mı yandı bir önemi yoktur. Karşı taraf çoktan diğer alternatifleri kendine garantilemiştir. Yedek takım her daim hazırdır. Boşta kalmaz hiç , paraşütüyle süzülür...

O paraşütün bol delikli olup yere çakılmasını dilemekten başka elinizden bir şey gelmez.
Her şey boşa gitmiştir. Hedonistik yapıda olan karşı tarafın; bencilce hayatına devam edebilitesi sizi perişan eder ama şunu bilin herkes yaptığı hareketlerle bir gün karşılaşır. Elbet bir gün onlarında sizin paramparça kaldığınızda hissettiklerinizle yüzleştiği anlar gelir. En azından bunu umalım. İlahi adalete inancımı yitirdiğim bu dünyada belkilere, elbetlere tutunmaktan başka çaremiz kalmadı.

Hatasını anlar mı? Bilerek yapıldığı için hiç sanmıyorum... Çünkü her hareket bile isteye yapıldı. Sizin ne hale geldiğiniz hiç önemli olmadı. Dediğim gibi hedonistliğin çok havalı olduğunu düşünen, ıssız adam modunu güç sanan insanların gerçek değer, bağlılık ve çabanın önemini anlaması mümkün değil. Onca kalabalık arasında seni görecek alanı yok ki! Çünkü kuyruk uzun malum!


Hayatına hiç yaşanmamış gibi devam edip, gamsızlık seviyesi tavan olan insanların yapayalnız kalmasını diliyorum. Ya da en azından içimize su serpilmesi için ne olması gerekiyorsa onun olmasını umuyorum...

Daha kaç kanat eskitmemiz gerekiyor? Yaralanıp yine de iyileşmeye ve iyileştirmeye çalışmayı ne kadar daha sürdürebiliriz bu hayatta? 

Can yakanın yüzünün gülmesine hakkı olmamalı!


 

Yorumlar

Popüler Yayınlar